sabah kalkıtığımda sanki sol yanımdan kalkmış gibi bir halim vardı sinirli agresif..oysa yatağımın sol yanı duvarla bitişik,öyle bir olsağım da yoktu.kahvemi yapıp haber sayfalarında gezerken sol yanımdan kalkmışlık hali daha da arttı neyse dedim en azından dışarı çıkıp hem hava hemde kendime fosforlu bir kalem alayım.yağmur yağmış gece her yer su birikintisi belli değil mi sen o hızla geçersen yanımdan benim sırılsıklam olacağım ama yok arkadaş illa havanı atacaksın son ses disko müziğiyle suları sıçratarak yanımdan geçeceksin.hem de ben evden çıkarken yeni yıkanmış olduğum halde!bi an durdum ve düşündüm gerçekten durdum ama yolun ortasında ve o adamı öldürmeyi geçirdim aklımdan.
öldürmek ölmek ne kadar garip oysa.hep yaşamak garip denir ya ama garip olan ölmek aslında.zaten garip çok garip bi kelime de olsa her yere uyuyor yine de.bir insanın yer yüzünden silinmesi ve bu silme işlemini benim yapma olasılığım çok garip göründü gözüme.yaşamayı yaşamı yaşatmayı severken yine de birini öldürmeyi düşünmek garipti.sonra yürümeye devam etmem iyi olacaktı yürüyerek düşünmeye başladım insanları.insanlar da çok garipti bence.öyle anlar geliyor ki insanları sevmek onları hiç tanımadan sevmek ne kadar güzel.tarlada çalışan amcanın ekmeğini bölüşmesi evinde örgü ören teyzenin yanına gidince kalkıp sana salçalı ekmek hazırlamasını ne kadar seviyorsam aslında bana su sıçratan o adamı da o kadar seviyordum.hatta o adamın bana su sıçratmasının altındaki havalı olma mantelitesini o adama yerleştirmiş olan piyasacı adamları bile seviyor muydum yoksa sevmeye mi zorluyordum kendimi.bunun cevabını bulmaya çalışmak ise gerçektende garip.yani o piyasacı adamla köydeki amca yer değiştirse o adam amca gibi olabilecekti belki,belki de değil.ama şimdi düşünürken aslında su sıçratratan adamı da hiç öldürmek istememişim.
galiba insanları seviyorum ama bu sistem içinde değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder