9 Aralık 2011 Cuma

Her Dağın Gölgesi Denize Düşer

  Bu kitabı 2 yıl önce Kaan Arslanoğlu'nun bir tavsiye yazısı üzerine satın almıştım(bu konuda da yazmak istediğim çok şey var bir başka sefer.Kitap bir meta mıdır, satın alınmalı mı)Ama okumamıştım nedense 2 hafta önceye kadar, yazık etmişim rafta tozlandırmakla.Ayrıca buradan kitabı okuma listesine alıp beni de okumaya teşvik eden kitap okuma grubumuzdaki Kıvılcım hocama ve Ertuğrul hocama da teşekkür ediyorum.

 Kitabın ismi çok etkileyici bir kere.İlk duyduğum Yeni Türkünün de bir şarkısı gelmişti aklıma.Geçse de yolumuz bozkırlardan Denizlere çıkar sokaklar.Aynı kelime oyunu bence bu kitabın isminde de var.

Yazarı çok genç ölmüş ve tek kitabı bu Evrim Alataş'ın o yüzden ne diğer kitaplarıyla mukayese edebiliyoruz ne de ileride yazacaklarını bekleyebiliyoruz.

Kitap bir Alevi-Kürt köyünde geçiyor.Burada hemen belirtmeliyim ki bir Alevi arkadaşımla konuştuğumda bana Alevi-Kürt diye birşeyin olamayacağını söyledi.Aynı şekilde başka bir Kürt arkadaşımla da konuştuğumda o da Kürtler Alevi olmaz dedi.Biraz hassas bir konu olduğunun farkındayım ama bu biraz birbirimizi kabullenememizden kaynaklı gibi geliyor bana daha da üstünde durmamalıyım ama dediğim gibi çok hassas.

Olayların geçtiği köy adeta küçük Türkiye.Aynı ülke genelinde olduğu gibi birbiriyle farklı kültürde,dinden gelen insanların birbirleriyle olan ilişkileri.Başta Alevi-Sünni çatışması var.Köydeki çocukların isimleri Hasan,Hüseyin.Köye Deniz,Hüseyin,Yusuf'un gelmesiyle köy okumaya,bilinçlenmeye devrimci olmaya başlıyor.Öyle inançla sarılıyorlar ki devrim düşüncesine gerekli şeyleri alabilmek için tarlalarını satıp Denizlere veriyorlar parasını.Nasıl olsa devrimden sonra her şey herkesin olacak.Bu sırada artık çocukların isimleri Stalin,Lenin,Fidel olmaya başlıyor.Köyün kızları biraz da Deniz'den etkilenip ellerinden kitapları düşürmemeye çalışıyor.Köyün gençleri kendi aralarında kitap tartışıyor gelen üniversitelilerle tartışırken biraz eksikleniyorlar ama biliyorlar yine de devrimi.Sonra?Sonra ne oluyor?Denizler gidiyor,sonsuzluğa...Bununla başlayan gitmeler 12 eylülle son buluyor.Ya da aslında 12 eylülle her şey daha yeni başlıyor bizim için.

Denizlerin gitmesine kadar olan kısımda sonunu bilmeme rağmen herşeyin sanki onlar gitmeyecek,biz o köye sahip olduğumuz için sanki başka bir yermiş de sonunda devrim olacakmış diye bekledim.Sanki okumazsam,bitirmezsem kitabı devrim oldu yazacak sandım.Öyle olmadı tabi.12 eylülle verilen isimler önce verilirken değişti,sonra Türk örf ve adetlerine uymayan Fidel Şükrü oldu.Hepsi bir bir değiştirildi.Bizim köydeki kızlar kitapları bıraktı dantel örmeye başladı; hatta süpürgeye bile dantel örmeye başladı.






Sonun da ise daha da büyük bir süprizle karşılaştık.Şimdi okudum da yazdıklarımı biraz da kitabı okumak isteyenlere okuyacak birşey kalsın yazmayayım artık. :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder