Katedrali ziyaretten sonra İsviçre Meydanına doğru yürüyoruz ama her yerde Türkçe konuşuluyor.Hatta yanımızdan Türkçe konuşarak geçen bir kaç kişi bizimde Türk olduğumuzu anlayınca epey bir utanıyor konuştuklarının anlaşılmasından dolayı :)Meydana varıyoruz her yer kebapçı,dönerci.Kaçıncı günümüz olduğu için artık dayanamıyoruz ve gidip bir güzel döner yiyoruz tabi o dönere verdiğimiz parayla burda 3 kere daha lezzetlisini yiyebilecek olduğumuzu düşünmemeye çalışıyoruz.
Meydanda ikinci el pazarı kurulmuş.Antikalar,kıyafetler,cdler,plaklar,kitaplar,kasetler bir sürü şey var.Hızlıca gezip 2 tane plak buluyorum Atilla Jozsef'in şiirlerini okuduğu bir 33lük, Macar folk müziklerinin olduğu bir taş plak aldım :).Yan tarafında koleksiyonunu satmakta olan amcayla tanışıyorum ve ondan da memleketine geldiğim Mozart'ın Die Zauberflöte sini ve Hot Jazz Ambassadors adlı Viyanalı bir grubun Cd'lerini alıyorum.Bu arada amcadan öğreniyorum ki Mozart öyle aksi bir adammış ki öldüğünde cenazesini taşımak için kimseyi bulamamışlar.
Akşam yemeğimizi yemek üzere Viyana'ya yakın bir kasabaya gidiyoruz Grinzing e.Yine şarap evleriyle ünlü bir yerdeyiz.Viyana'nın meşhur Şİnitzelinden yiyoruz.Bizdeki tavuk göğsüyle yapılıyor ya orda şinitzel dana bonfileden yapılıyor.Restaurantımızın sahibinin eşi eski bir opera sanatçısı ve yemek sırasında aryalar söylüyor.
Gecemiz bitmiyor tabi :) ordan çıkıpViyanaya geri dönüyorum ve bir Irish Pub a düşüyor yolum.Viyana'da bira biraz daha pahalı diğer yerlere göre hatta genel olarak Viyana pahalı geldi bana.Geceden edindiğim tecrübeyle de üniversitelerinin dışardan çok öğrenci almasından dolayı da her milletten insan var.Bir Türk bir Rus bir Alman bir Belçikalı bir Amerikan olarak oturuyoruz ve tam Temel fıkrası tadında bir gece geçiyoruz :)

şinitzel
Tabi meşhur Viyana çikolatalarından da alıyoruz :)
Sabah olunca Schöburnn Sarayını geziyoruz.İçinde bir hayvanat bahçesi de mevcut.Saatlerce gezilecek bir yapı ama aksine hava çok soğuktu

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder